18 Mayıs 2013
Hayatına birisi girer. İlk başta pek umursamazsın onu. Sonra konuşmaya başlarsın yavaş yavaş. Bakarsın her gün konuşur olmuşsun, her gününü her dakikanı onunla konuşarak geçirir olmuşsun. Bağlanırsın zamanla, sana öyle yakın davranır ki seni sevmediği şüphesine asla kapılmazsın, bunu düşünmek bile istemezsin. Korkarsın çünkü, elinden kayıp gideceği düşüncesi seni ürkütür. Çok seversin, sarılmak koklamak öpmek istersin. Tek istediğin onun yanında kollarının arasında mutlu ve huzurlu olmaktır. Sonra gün gelir, sana olan davranışları değişir. Artık ilgilenmez o kadar, sevgisi mi azalmıştır acaba? Hayır, bunu yine düşünmek istemezsin. Sadece zor bir dönem diye düşünürsün. Konuşmaya çalışırsın, ne kadar üzüldüğünü, onu ne adar sevdiğini anlatırsın. Ama o sadece dinliyormuş gibi yapar, dinlemez aslında. Çünkü pek de umrunda değildir, artık sevmiyordur. Bir şeyler için çabalamadığını gördükçe için daha da acır. Daha da üzülürsün, geceleri ağlarsın uyuyamazsın. Onu gördüğün an kalbin burkulur ama yine de yanına gidersin. O seni pek umursamaz. O sarılışları, öpüşü, koklayışı, seni seviyorumları uçup gitmiştir. Sonra sen dayanamazsın bunlara, bitirirsin aranızdaki ilişkiyi. Belki onu unutursam daha mutlu olurum diye düşünürsün. Ama yapamazsın. Ona yazmadan 1 gün bile duramazsın. İlişkinizi kurtarmak için çabalamadığını görmek daha da canını yakar, yine ağlarsın. Sonra onu ikna eder, sarılırsın bir şekilde. Tutamazsın göz yaşlarını, ağlarsın. Yaşadıklarınıza, ona olan sevgine, onun seni sevmediği ve asla da sevmeyeceği gerçeğine ağlarsın. Sonra gün gelir, ondan kopmaya başlarsın. Artık daha az acı verir, onu görmek pek de bir şey ifade etmemeye başlar. Bir bakarsın, telefonunun ışığı yanmış. Yanına gelmek istiyordur, anlam veremezsin. Gelir yanına, onu görünce için acımaz. Ellerini tutar sarılır öper, bunları istemezsin. Her şey biter orda. Aslında; bittiğini sanırsın. Onu unuttuğunu düşünürsün. Karşına başkası çıkmıştır, artık onunla konuşurken mutlusundur. Bu aklını karıştırmış, çok sevdiğin insanı unuttuğunu sanırsın, yanılırsın. Karşına çıkan insan seni çok sever. Hiç görmediğin sevgiyi ve ilgiyi ondan görürsün. Ama bir süre sonra, yapamazsın. Aylar geçer, sen unutamazsın. Yapamazsın bunu. Çünkü çok sevmişsindir..
7 Nisan 2013
Bu şiiri her okuduğumda canım yanıyor, uzun bir süre de öyle olucak sanırsam
Aşk ikidir sevgi bir;
Aşk yalan,sevgi gerçektir.
Aşk sudur,sevgi susuzluk.
Bu yüzden sevgi hasrettir,
Özlemektir,beklemektir.
Asıl maharet:
Susuzken suyu içmek değil
Karşısına geçip seyretmektir.
Aşk haykırmaktır,sevgi ağlamak;
Aşk açmaktır,sevgi katlamak.
Sevgi saklamaktır
Yüreğini,gözlerini
Ve de ellerini saklamak
Bahar geldiğinde…
Bir çiçeğe,yeşile,çimene
Aşık olamazsın ama seversin.
Arkadaşına aşık olamazsın
Ama seversin.
Toprağa fidanı aşkla değil
Sevgiyle dikersin.
Sevgi için ölünür,aşk öldürür.
Aşk kıskançtır,nankördür
Sevgiyi öldürür.
Aşk Kabil’dir,sevgi Habil.
Aşkla sevgi aslında kardeştir
Babaları insandır,Adem’dir
Aşk için şiirler yazarsın,
Şarkılar yaparsın;
Sevgiyi anlatamazsın.
Çünkü yüreğine sığdıramazsın.
Kalbini aşka kapatabilirsin
Ama sevgiye kapatamazsın
Sevgi gizli,aşk aşikardır.
Yüz vermeyince unutursun
Sen aşığım diye daha kendini kandır.
Dedim ya sevgi gerçek,aşk yalandır.
Dahası da var:
Aşkın gözü kördür,
Fazla naz aşık usandırır;
Aşk oyun,aşık oyuncaktır.
Sevgi ise yaşamdır,hakikattir.
Aşk aceledir,
Sevgi usul usul sabırlıdır.
Acele işe hem şeytan karışır.
Aşk ateşlidir
Çünkü hastalıklıdır.
Sevgi ılıktır
Çünkü sağlıklıdır.
Aşk farklı, sevgi çok farklıdır...
Aşk yalan,sevgi gerçektir.
Aşk sudur,sevgi susuzluk.
Bu yüzden sevgi hasrettir,
Özlemektir,beklemektir.
Asıl maharet:
Susuzken suyu içmek değil
Karşısına geçip seyretmektir.
Aşk haykırmaktır,sevgi ağlamak;
Aşk açmaktır,sevgi katlamak.
Sevgi saklamaktır
Yüreğini,gözlerini
Ve de ellerini saklamak
Bahar geldiğinde…
Bir çiçeğe,yeşile,çimene
Aşık olamazsın ama seversin.
Arkadaşına aşık olamazsın
Ama seversin.
Toprağa fidanı aşkla değil
Sevgiyle dikersin.
Sevgi için ölünür,aşk öldürür.
Aşk kıskançtır,nankördür
Sevgiyi öldürür.
Aşk Kabil’dir,sevgi Habil.
Aşkla sevgi aslında kardeştir
Babaları insandır,Adem’dir
Aşk için şiirler yazarsın,
Şarkılar yaparsın;
Sevgiyi anlatamazsın.
Çünkü yüreğine sığdıramazsın.
Kalbini aşka kapatabilirsin
Ama sevgiye kapatamazsın
Sevgi gizli,aşk aşikardır.
Yüz vermeyince unutursun
Sen aşığım diye daha kendini kandır.
Dedim ya sevgi gerçek,aşk yalandır.
Dahası da var:
Aşkın gözü kördür,
Fazla naz aşık usandırır;
Aşk oyun,aşık oyuncaktır.
Sevgi ise yaşamdır,hakikattir.
Aşk aceledir,
Sevgi usul usul sabırlıdır.
Acele işe hem şeytan karışır.
Aşk ateşlidir
Çünkü hastalıklıdır.
Sevgi ılıktır
Çünkü sağlıklıdır.
Aşk farklı, sevgi çok farklıdır...
30 Ocak 2013
Hani hayranlık derecesinde seversin ya, ben de öyle seviyordum seni. Hayrandım sana. Ellerin... En çok onlara hayrandım. Dokunuşların öyle güzeldi ki. Dokunmasan bile, saatlerce bakabilirdim ellerine. Çünkü senindi o eller. Senin sıcaklığını taşıyordu, sıcacıklardı. Ellerimi ısıtırdı. Hep soğuktu ellerim bilirsin, hala da soğuklar. Ellerim ısınmasa bile dokunmanla içim ısınırdı. Bakışlarınla, gülüşünle, sesinle, saçlarınla, parfümünle. Bir de herşeyim diyişinle. Çok hayrandım sana, bilemedin bu hayranlığımın kıymetini malesef.
18 Ocak 2013
Thank You For Everything
Benimle Guitar Hero'ya gelip okulu ektiğin, parfümünü koklamama izin verdiğin, okulda ellerimi tutup saçlarımı okşadığın, en yakın arkadaşınla tanıştırdığın, parfümünü telefon kabıma sıktığın, gece sebepsiz uyandığında uzun uzun mesajlar attığın, beni dersaneye bırakmadığın, sabah okuldan önce 10 dakikalığına da olsa görüşmemiz için erken uyanmadığın, doğum günümde Disneyland'dan aldığın çantayı hediye ettiğin, aynı gün bana sarılmayıp öpmediğin, herşeyin olduğumu hissettirdiğin, kendine küçücük bir zaman içinde bağladığın, ikimiz de MFÖ konserinde olmamıza rağmen bırak beraber dinlemeyi yanıma bile gelmediğin, kısa süre de olsa bana değer verdiğin, eski sevgilinle konuşmaya devam ettiğin, sana resmen yalvardığım omzunda ağladığım halde bana sevgini göstermediğin, kendinden soğutmayı becerip seninle konuşmadığımı anlayınca benimle konuşmaya çalıştığın, sevgimden bir gıdım bırakmadığın, artık sana sarıldığımda sadece gitmek istememi sağladığın, sevginin geçici ve bu yaşlarda ciddi ilişkilerin olmadığını gösterdiğin, bana hayatta kimseye güvenilmemesi gerektiğini uygulamalı olarak öğrettiğin ve bana yaşattığın güzel zamanlar için teşekkür ederim.
6 Ocak 2013
Ağzıma Sıçılmak Bir Hobi Olmuş, Gelen Geçen Sıçıp Gidiyor
Hani size bahsettiğim o çocuk vardı ya. Hani çok sevdiğim, sevgisinin nasıl olduğundan bir türlü emin olamadığım. Biz onunla çıktık. İlk iki ay, hayatımda görmediğim sevgi ve ilgiyi gördüm ondan. Doğru kişi olduğuna inandım. İnanan kafamı sikeyim. Sonuç yine aynı. Zaman geçtikçe benden soğudu, sevgisi ilgisi azaldı, ama bu sefer ayrılan ben oldum. Ayrılanın ben olup beyin sikenin yine ben olması da ayrı bir ironi tabi. Büyükler haklı sanırım, bu yaşta aşk diye bir şey olmuyormuş. Yaşadıklarımdan bunu anladım. Daha ne yaşadın amk 16 yaşındasın diyeceksiniz, haklısınız ama dediğim gibi şu zamanlar için yeterince şey yaşadığıma inanıyorum. Çok feminist oldum. Erkek çevrem geniştir benim, yaptıkları her haltı gelip anlatırlar. Eskiden güler geçerdim ama şimdi ağızlarına sıçıyorum o kızlara öyle şeyler yaptıkları için. O kızlara üzülüyorum benim yaşadıklarımla benzer şeyler yaşadıkları/yaşayacakları için.
Her neyse. Çok üzüldüm bu 5 ay içinde. Ben ona Sarı'yla yaşadıklarımı anlatmıştım, bir daha böyle şeyler yaşamak, üzülmek istemiyorum diye dert yanmıştım. Ama yine aynı şey oldu. Aşığım, ölüyorum, senin için her şeyi yaparım'lar tamamen yalan. Yok öyle bir şey, bir anlık heves sonucu söylüyorlar hepsini. Onu ne kadar seversem seveyim asla sevgimin karşılığını görmüyorum, göremiyorum. Bundan sonra da eğer birine bağlanırsam aynı şey olacak. Bu yüzden kızlar, kalbinizi alın gömün mümkünse
Her neyse. Çok üzüldüm bu 5 ay içinde. Ben ona Sarı'yla yaşadıklarımı anlatmıştım, bir daha böyle şeyler yaşamak, üzülmek istemiyorum diye dert yanmıştım. Ama yine aynı şey oldu. Aşığım, ölüyorum, senin için her şeyi yaparım'lar tamamen yalan. Yok öyle bir şey, bir anlık heves sonucu söylüyorlar hepsini. Onu ne kadar seversem seveyim asla sevgimin karşılığını görmüyorum, göremiyorum. Bundan sonra da eğer birine bağlanırsam aynı şey olacak. Bu yüzden kızlar, kalbinizi alın gömün mümkünse
2 Ocak 2013
Selam?
Öncelikle, hepinizin yeni yılı kutlu mutlu huzurlu olsun sevgili bloğumun kafamda yarattığım okuyucuları. Çünkü kimse okumuyor. Neyse, uzun zamandır hiç girmiyordum bloğa. Bi ara bir şeyler yazacaktım ama kafamda toparlayamadım yazacaklarımı o yüzden kapadım sekmeyi ve bugüne kadar da hiç açmadım. Gerçi şu an da toparlayamıyorum çünkü uzun zaman oldu, bir sürü şey oldu ve ben hangisini yazayım bilmiyorum. Başlayayım bir yerden.
19 Haziran 2012. Bugün hayatımın en güzel günlerinden biriydi. Çünküüü Megadeth konseri vardı! Gerçekten çok ama çok harika bir konserdi. Rust In Peace t-shirt'ümü giyip Taksim otobüsüne bindim ve arkadaşları Taksim meydanda bekledim sırt çantamla. Sonra onlar geldi, hep beraber Taksim'de turlayıp saat 16.00'da Küçükçiftlik Park'ın kapısında olduk ve sırada bekledik. İşte sonra içeri girdik, çimlere yayıldık falan. Megadeth'den önce Trivium çıkmıştı, hayvan gibi headbang yaptık onda ve daha o zamandan enerjimizi tüketmiştik. Hava kararınca Megadeth'e gelmişti sıra. Allam çok heyecanlıydım, ilk(Rock/ metal anlamında) konserim lan düşünsenize. İlk konserim Megadeth'e bir de. Neyse sahne karardı falan ben böyle göremiyorum bir de sahneyi. Arkadaşlar kaldıralım mı falan yaptılar ben tepinince, atladım tabi direk sdkjhsd. Ellerine basıp bekledim Dave'i. Ve o turuncu mükemmel saçları, beyaz gömleği ve kot pantolonuyla kanlı canlı görmüştüm. Never Dead'le başlayıp Holy Wars'la bitmişti. Gerçekten çok çok güzel bir konserdi ama 1 buçuk hafta boynumu oynatamadım orası ayrı. Evet bu başlığımızın da konusu bu oldu, bi kaç gün boyunca bugüne kadar yaşadıklarımı özet geçmeye çalışıcam. Saygılar.
19 Haziran 2012. Bugün hayatımın en güzel günlerinden biriydi. Çünküüü Megadeth konseri vardı! Gerçekten çok ama çok harika bir konserdi. Rust In Peace t-shirt'ümü giyip Taksim otobüsüne bindim ve arkadaşları Taksim meydanda bekledim sırt çantamla. Sonra onlar geldi, hep beraber Taksim'de turlayıp saat 16.00'da Küçükçiftlik Park'ın kapısında olduk ve sırada bekledik. İşte sonra içeri girdik, çimlere yayıldık falan. Megadeth'den önce Trivium çıkmıştı, hayvan gibi headbang yaptık onda ve daha o zamandan enerjimizi tüketmiştik. Hava kararınca Megadeth'e gelmişti sıra. Allam çok heyecanlıydım, ilk(Rock/ metal anlamında) konserim lan düşünsenize. İlk konserim Megadeth'e bir de. Neyse sahne karardı falan ben böyle göremiyorum bir de sahneyi. Arkadaşlar kaldıralım mı falan yaptılar ben tepinince, atladım tabi direk sdkjhsd. Ellerine basıp bekledim Dave'i. Ve o turuncu mükemmel saçları, beyaz gömleği ve kot pantolonuyla kanlı canlı görmüştüm. Never Dead'le başlayıp Holy Wars'la bitmişti. Gerçekten çok çok güzel bir konserdi ama 1 buçuk hafta boynumu oynatamadım orası ayrı. Evet bu başlığımızın da konusu bu oldu, bi kaç gün boyunca bugüne kadar yaşadıklarımı özet geçmeye çalışıcam. Saygılar.
26 Mayıs 2012
Ders Çalışmak Mı? O Ne Hatırlamıyorum.
Benim ders çalışmam gereken zamanlarda kendimce uydurduğum bahaneler var ders çalışmamak için. Ama benim için gayet de geçerli bahaneler yani. Biraz sonra yazacağım durumlarda siksen ders çalışmam. O dersim 1 olsa bile çalışmam. Ki çalışmadım da. Ama söz seneye çok çalışacağım eheheh *kendine ya bi siktir git amk der* . Eveeeet şimdi o durumlara geçelim.
1. Çok sevdiğim piç beni terketti
Bu durum var ya, çok sikimsonik bir durum. Biliyorsunuzdur %95'iniz. Kalan %5'iniz de "Bir çocuk/kız için bunalıma mı gireceğim? Pehhhhh daha ölmedik." diyordur. Ama ben diyemiyorum işte öyle. O oç beni terkettiğinde -tam da sınav zamanlarımda terk etmişti, hiç mi düşünemiyorsun amına koduğum- ben gözüm yaşlı, kulağımda kulaklık son ses "Here Without You", "Here Comes The Rain Again", "Fade to Black", "Snuff" ve daha bir çok şarkıyı dinleyip yorganımın altına giriyordum. Tabi bu durumum ne kadar sürdü? 2 hafta. Ama sınavlarım da bok gibi geçti yani. Kısacası bu durumda ders çalışmam imkansız, sikseler kalkıp çalışmam.
2. Annem ve babamın kavga gürültüsü yüzünden psikolojim bozuldu
Bu durum az önce bahsettiğimden daha da sikimsoniktir. Hatta über sikimsonik. Annem ve babam içerde kavga eder, sonra annem gelip bana çatar, sonra ben kapımı çarpıp ağlarım; kısacası ders çalışamam. Bu durumum en fazla 2 gün sürüyor, ve genellikle ne zaman ders çalışacağım desem bunlar kedi-köpek gibi kavga etmeye başlıyorlar tesadüfün bu kadarı. Bu durumda ders çalışmayı düşünemem bile, rahattır kafam.
3. Çok yorgunum uykum var
Bu durumdayken kim kalkıp ders çalışacağım der ki? Hangi insan evladı uykusu varken ve yorgunken kalkıp o masaya oturmuştur allasen. Sabah kendime "Bu akşam eve gittiğimde ders çalışacağım çok ders çalışasım geldi." diyorum fakaaaat hoba akşam yorgun oluyorum. Ders çalışamam bu durumda.
4. Sevdiceğimle konuşuyoruz telefonu/bilgisayarı bırakamam
Bu durumda tabiki de çalışamam amk kim çalışabilir ki? Böyle sevdiceğinle konuşuyorsun güzel güzel, "bitanem, canım, seni seviyorum, herşeyimsin"ler havada uçuşuyor, kim ders çalışmayı düşünebilir ki? Ben düşünemiyorum aga yok yani.
5. Sevdiceğimden mesaj bekliyorum
Bu durumda da şöyle bir şey oluyor; sevdiceğinle arana bir buz dağı girmiş o güzeeeel konuşmalardan sonra. Sen mesaj atıyorsun, onun cevap vermesi 893710932703829 saat sürüyor, bu durumda da telefonu bırakamıyorsun ha geldi ha gelecek diye. Tabiki de ders çalışamazsın aklın telefondayken amk.
İşteeeeeeeeee ben bu über önemli durumlarda ders çalışamam. Kısacası hiçbir zaman ders çalışamam. Çünkü illaki birisinden birisine denk geliyorum. Yok eğer "Ben tabiki de bu durumlarda ders çalışıyorum yaaee" diyebilen varsa bana formülünü söyleyin, en azından seneye karnemi düzgün getireyim.
1. Çok sevdiğim piç beni terketti
Bu durum var ya, çok sikimsonik bir durum. Biliyorsunuzdur %95'iniz. Kalan %5'iniz de "Bir çocuk/kız için bunalıma mı gireceğim? Pehhhhh daha ölmedik." diyordur. Ama ben diyemiyorum işte öyle. O oç beni terkettiğinde -tam da sınav zamanlarımda terk etmişti, hiç mi düşünemiyorsun amına koduğum- ben gözüm yaşlı, kulağımda kulaklık son ses "Here Without You", "Here Comes The Rain Again", "Fade to Black", "Snuff" ve daha bir çok şarkıyı dinleyip yorganımın altına giriyordum. Tabi bu durumum ne kadar sürdü? 2 hafta. Ama sınavlarım da bok gibi geçti yani. Kısacası bu durumda ders çalışmam imkansız, sikseler kalkıp çalışmam.
2. Annem ve babamın kavga gürültüsü yüzünden psikolojim bozuldu
Bu durum az önce bahsettiğimden daha da sikimsoniktir. Hatta über sikimsonik. Annem ve babam içerde kavga eder, sonra annem gelip bana çatar, sonra ben kapımı çarpıp ağlarım; kısacası ders çalışamam. Bu durumum en fazla 2 gün sürüyor, ve genellikle ne zaman ders çalışacağım desem bunlar kedi-köpek gibi kavga etmeye başlıyorlar tesadüfün bu kadarı. Bu durumda ders çalışmayı düşünemem bile, rahattır kafam.
3. Çok yorgunum uykum var
Bu durumdayken kim kalkıp ders çalışacağım der ki? Hangi insan evladı uykusu varken ve yorgunken kalkıp o masaya oturmuştur allasen. Sabah kendime "Bu akşam eve gittiğimde ders çalışacağım çok ders çalışasım geldi." diyorum fakaaaat hoba akşam yorgun oluyorum. Ders çalışamam bu durumda.
4. Sevdiceğimle konuşuyoruz telefonu/bilgisayarı bırakamam
Bu durumda tabiki de çalışamam amk kim çalışabilir ki? Böyle sevdiceğinle konuşuyorsun güzel güzel, "bitanem, canım, seni seviyorum, herşeyimsin"ler havada uçuşuyor, kim ders çalışmayı düşünebilir ki? Ben düşünemiyorum aga yok yani.
5. Sevdiceğimden mesaj bekliyorum
Bu durumda da şöyle bir şey oluyor; sevdiceğinle arana bir buz dağı girmiş o güzeeeel konuşmalardan sonra. Sen mesaj atıyorsun, onun cevap vermesi 893710932703829 saat sürüyor, bu durumda da telefonu bırakamıyorsun ha geldi ha gelecek diye. Tabiki de ders çalışamazsın aklın telefondayken amk.
İşteeeeeeeeee ben bu über önemli durumlarda ders çalışamam. Kısacası hiçbir zaman ders çalışamam. Çünkü illaki birisinden birisine denk geliyorum. Yok eğer "Ben tabiki de bu durumlarda ders çalışıyorum yaaee" diyebilen varsa bana formülünü söyleyin, en azından seneye karnemi düzgün getireyim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
